22 Haziran 2010 Salı

Bilir misin gerçekten kaybetmenin inanılmaz ağırlığını?


Geçip giderken zaman, aslında tek gerçek kaybettiğimdi. Bunun içindi belki de oyalanmam ufacık dünyalarla. Hatırlamak içindi konuşmak... Hatırlamak için yazmak… Hatırlamak için yaşamak… Unutmak için hatırlamak... Melankolik şarkılarla gelen baş ağrısı. Artık ağlayamamam… Ağladığımda hıçkırmam derinden. Ağlama sonrasının tuhaf baş ağrısı..."Canım benim nasıl da hıçkırıyor" diyen biri. Acıyan gözler, gören gözler, hep gözler. Evin duvarlarındaki boyanın çatlakları. Dışarının sıkıcı aynılığı, belki de anlamsızlığı. Ölmeyi seçmek. Vazgeçmek… Belkiler için yaşamak… Unutmak için ölmek, görmek için yaşamak… Hiçbir yere ait olmama hissi… Uzun uzun anlatamam her şeyi, böyle olsun istemedim ben de. Çalarken gözlerinin dolması. "Yaşıyormuş" gibi yapmak. Aslında hiçin sonsuzluğunda kaybolmak....

3 yorum:

bookworm dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
bookworm dedi ki...

güzel bir yazı olmuş tebrik ederim.

mademoiselle dedi ki...

teşekkür ederim, beğenmene sevindim.